Müzeler ve sanat galerileri, sadece tarihin veya sanatın korunduğu mekanlar değil; keşfedilmeyi bekleyen devasa hikâye kitaplarıdır. Biz de bu kitapların sayfalarını her yaştan ziyaretçi için aralıyor, satır aralarında saklı duran o zengin dünyayı görünür kılıyoruz. Koleksiyonlar ve süreli güncel sergiler kapsamında, anasınıfından üniversite öğrencilerine kadar her yaş grubunun algısına ve dünyasına özel içerikler üretiyoruz.
Teorik bilgilerin ötesine geçerek; interaktif rehberli turlar ve sergilerin ruhuyla bütünleşen yaratıcı atölyeler tasarlıyoruz. Amacımız, çocukların ve gençlerin sanatla, tarihle doğrudan ve unutulmaz bir bağ kurmasını sağlamak; müze koridorlarını ilham veren birer keşif yolculuğuna dönüştürmek.

Her sergi yeni bir heyecan, yeni bilgiler, yeni hikayeler, yeni sorular, yeni cevaplar, yeni buluşmalar, yeniden karşılaşmalar demek bizim için.
Galeride Masal Feyhaman Duran İki Dünya Arasında Sergisi | Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi
“Feyhaman Duran. İki Dünya Arasında” sergisinin rehberi bu kez masallar oldu. Çocukların aileleriyle birlikte katıldıkları, her ay farklı bir temada gerçekleştirilen etkinliğimizde bu sefer portrelerdeki ifadeleri işledik.
Hem Doğu’dan hem de Batı’dan birer masal dinlediğimiz etkinlikte, biz de tıpkı Feyhaman Duran gibi iki dünya arasında bir yolculuğa çıktık. Sanatçının, eşi Güzin Duran’la beraber kurduğu dünyayı deneyimlemek üzere, bu yolculuğa bizimle çıkan çocuklarımızı ve ailelerini keyifle ağırladık.

Dün Bugün İstanbul Sergisi | Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi
Dün Bugün İstanbul Sergisi’nde bu kez rehberimiz merak ve sorular oldu. Anaokulu öğrencilerinden üniversitelilere kadar her yaş grubuyla, İstanbul’u sanatçıların gözünden yeniden keşfederken; çevre, kent yaşamı, kültürel miras ve birlikte yaşama üzerine düşündük. Pandeminin ardından kapılarını açan sergide, 22 sanatçının İstanbul’a dair farklı bakış açıları bize eşlik etti. Her eser, tek bir doğruyu anlatmak yerine yeni sorular sormanın ve birlikte düşünmenin mümkün olduğunu hatırlattı.

Sarkis- Gökkuşağı Renkleriyle Çocukların Yağmur Çağrısı | DİRİMART
Bazen bir parmak izi, bir çocuğun bıraktığı en renkli iz olur. Sarkis’in Gökkuşağı Renkleriyle Çocukların Yağmur Çağrısı sergisi kapsamında gerçekleştirdiğimiz atölyede çocuklar, yuvarlak aynalar üzerine suluboyayla kendi renklerini ve izlerini bıraktılar. Ortaya çıkan her çalışma, ortak üretimin ve bir aradalığın gökkuşağına dönüştü. Çalışmaların sonunda sanatçının da katıldığı buluşmada tüm eserleri birlikte keşfetmenin sevincini yaşadık. Birlikte üretmenin, iz bırakmanın ve aynı eserde buluşmanın heyecanını çocuklarımızla paylaşmaktan büyük mutluluk duyduk.


Şehzadenin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi Sergisi | Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi
Sakıp Sabancı Müzesi’nde, Sabancı Holding desteğiyle gerçekleştirilen Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi sergisinde bu kez çocuklarla birlikte saray yaşamının ve sanatın izini sürdük. Etkinliğimize başlarken eğitmen çantamızdan çıkan taht, kaftan, keman ve şövale gibi görsellerle şehzadelerin günlük yaşamını sorguladık; padişah çocuklarının sıra dışı dünyasını hayal ettik. Fransa’dan gelen nadide otoportrelerin de dahil olduğu 60 tablo ve 300’ü aşkın belgeyi incelerken, onun sadece bir şehzade değil, aynı zamanda çok yönlü bir ressam, müzisyen ve entelektüel olduğunu keşfettik. “Görünenin Ötesinde” bölümünde ise bilimsel analizlerle eserlerin gizemli dünyasına dokunarak, geçmişin izlerini bugünün meraklı zihinleriyle buluşturduk.



Tanzimat’tan Cumhuriyet’e: Ressam Hocaların Ressam Öğrencileri Sergisi’nde çocuklarla resimlere bu kez gözlerimizden önce hayal gücümüzle baktık. Doğa seslerini dinledik, çiçek kokularını keşfettik, farklı dokulara dokunduk; ardından tüm bu hislerin resimlerdeki izlerini birlikte aradık. Kuş seslerini ağaçların arasına, çimenlerin yumuşaklığını tuvallere taşıyan çocuklar, sanatın hayal gücünü besleyen en güçlü araçlardan biri olduğunu deneyimlediler. Müzelerin, merakı ve yaratıcılığı besleyen eşsiz öğrenme alanları olduğunu bir kez daha birlikte keşfettik.


Şehir Nerede Sergisi | Yunt Sanat ve Etkileşim Alanı
“Şehir Nerede?” sergisinde bu kez İstanbul’un nostaljik simgelerini bir kenara bırakıp, kentin bugünkü dinamik ve çok sesli gerçeğinin izini sürdük. İstanbul’u sanatçıların farklı bakış açılarıyla keşfettikten sonra, çocuklar kolaj tekniğiyle kendi meydanlarını, sokaklarını, parklarını ve yaşam alanlarını tasarladılar. Her çalışma, bir şehrin yalnızca binalardan değil; hayallerden, anılardan ve birlikte yaşamaktan oluştuğunu hatırlattı. Sanatın sunduğu sınırsız ifade alanında, geleceğin şehirlerini birlikte düşledik.



Sakıp Sabancı Müzesi bahçesinde ekolojik sanatın öncüsü Agnes Denes’in Yaşayan Piramit eseriyle doğanın ve zamanın dönüşümüne ortak olduk. Çocuklarımızla birlikte “Bu bir heykel mi, enstalasyon mu yoksa yaşayan bir saksı mı?” sorularının peşinden giderek insan-doğa ilişkisini ve hiyerarşileri sorguladık. Sanatçının ünlü Manifestosu’ndan ilhamla hazırladığımız etkinlikte, keseden çektikleri cümlelerle kendi çevre manifestolarını yazan çocuklarımız, doğaya karşı etik sorumluluklarını kelimelere döktüler. Zamanla büyüyüp değişen bu yaşayan anıtın gölgesinde, çevre bilincini ve geleceğe bırakacağımız yeşil mirası sorguladığımız, umut dolu bir kamusal deneyimi hep birlikte paylaştık.

Sergi eşliğinde çocuklarımızla derinlikli bir keşfe çıktık. Mekânın hikâyesini ve fotoğraf sanatının dünyasını konuşarak başladığımız etkinlikte, Magnum’un efsanevi Türk fotoğrafçısı Ara Güler’in hayatın akışını yakalayan vizyonundan ilham aldık. 8-12 yaş grubundaki çocuklarımızla, sanatçının Galata Rıhtımında Vedalaşma eserinin öncesini ve sonrasını hayal ederek hikâyeler çizdik; hazırladığımız yaratıcı kolajlarla fotoğraftaki o “an”ı kendi dünyalarına göre yeniden şekillendirdik. İnsan hakları üzerine düşünürken çocukların taze enerjisi ve hayal gücüyle “sıradan”ı sanata dönüştürdüğümüz, sorgulayan ve üreten harika bir günü geride bıraktık.

Georg Baselitz: Son On Yıl Sergisi’nde, çocuklarla sanatın tek bir doğru bakış açısı olmadığını birlikte keşfettik. Baş aşağı resimleri, anıtsal heykelleri ve tekrar eden figürleri incelerken, bir esere farklı açılardan bakmanın düşünme biçimimizi nasıl değiştirdiğini deneyimledik. Sanatın bazen alıştığımız düzeni ters yüz ederek bizi yeni sorular sormaya davet ettiğini, her çocuğun kendi yorumuyla yeniden gördük.

Duvarlar ve Ötesi Sergisi’nde çocuklarla, mağara duvarlarından günümüz dokuma sanatına uzanan binlerce yıllık bir yolculuğa çıktık. Eserleri incelerken sanatın; tarih, matematik, astronomi ve doğayla kurduğu bağları birlikte keşfettik. Motiflerin yalnızca birer desen değil, geçmişten bugüne taşınan bir anlatım dili olduğunu konuşurken; her çocuğu kendi sorularını sormaya ve eserlerle kendi bağını kurmaya davet ettik. Sanatın, düşünmenin ve hayal kurmanın en güçlü yollarından biri olduğunu birlikte deneyimledik.

Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nda çocuklarla, bir el yazması kitabın doğuşunu masalsı bir yolculuk eşliğinde adım adım keşfettik. Kâğıdın hazırlanışından kamış kaleme, hattatın yazısından müzehhibin bezemelerine ve cilde uzanan bu serüveni, Atlı Köşk’ün üst katındaki tarihi yazı aletleri arasında deneyimledik. Hat levhalarını incelerken yazının estetik bir dile dönüşümünü keşfettik; yolculuğumuzu ise geleneksel hat sanatını çağdaş bir bakışla yorumlayan dijital bir eserle tamamladık.

Bahçe Masalları’nda çocuklar ve yetişkinlerle, kahramanları müzenin bahçesindeki ağaçlar ve bitkilerle buluşan masalların izini sürdük. Her anlatının ardından katılımcılar, keseden çektikleri ipuçlarıyla masalda adı geçen bitki ve ağaçları bahçede keşfetmeye çıktılar. Hikâyelerle başlayan bu yolculuk, doğayı gözlemleyerek, dokunarak ve birlikte keşfederek devam etti. Masalların, yaşadığımız çevreyle yeniden bağ kurmanın en güzel yollarından biri olduğunu birlikte deneyimledik
